15 Kasım 2009 Pazar

piyano sesi,sessizlik

küçükken hep piyano çalmayı isterdim
sürekli çalıyormuş gibi hayal ederdim; önümde ellerimle..
hep uslu bir çocuk oldum , hoş ;şirinleri göremedim tabi her çocuk gibi...
hayat hep birşeyler için savaş verip sabretmemi beklememi söyledi herkese olduğu gibi
kabullendim
onlarla yürüdüm yollarımda
evden uzak kaldım evi özledim
evdeyken gidemediğim yerleri özledim
herkes gibi
her ölümlü ademoğlu gibi
yapmak istediklerimi hep çok sevdim
bir gün ölmeden önce yapmayı hayal kurduğum şeyleri biriktirdim içimde
her ölümlü gibi
ben de
biriktirdiğm insanları sevdim
uzaklaştım kimi zaman sadece içime içime ve içe yöneldim
bana ilkleri yaşattıran insaları sevdim
ister sevgili ister dost
kırmızıyı sevdim
gül rengi şarabı sevdim sevdiklerimle içmeyi
yıldızları sevdim...

karanlıkta yürümeyi sevdim
karanlıkta oturmayı
bugünkü gibi
üzerimde binlerce tonluk ağırlık varmış gibi
hakikaten öyle gibi hissetsem de
hissettirdilerini sevdim

başım ağrıdığında senden olanlarla yetinmeyi sevdim

o şarkının ilk piyano sesiyle seni duymayı sevdim
söylemek isteyip söyleyemediklerini
deniz atı kolyeni sevdim hiç dokunamadığım
kollarını kıvırdığın gömlekleri sevdim
o hiç duyamadığım çaldığın flütün sesini sevdim
uzun, salık ya da toplu saçlarını sevdim

sabahtan beri karanlıkta aynı sesi dinliyorum
o piyona sesini

sen dedin ya seninle susarak konuşuyoruz bazen
öyle ama
ben sustukça birikenleri içime atıp üstüne atamıyorum toprağı
ille dışarı çıksın istiyorum
senden gelenleri sen olmadan atıyorum
bana gelemediğin gereklilikleri dinliyorum

hiç olamayacak anlarını seviyorum seninle hayatın
bana gelemediğin hayatı bile seviyorum
tuhaf
böyle biri değildim sanırım
içimdeki seninle birlikte  ne çok şeyi sevmişim...


ve evet benim de dakka başı içimden bir of eksik olmuyor...

2 yorum:

beenmaya dedi ki...

ben de bu blogdaki iç-ses mektuplarını çok seviyorum...

morkedi dedi ki...

o iç-ses mektupları sizinle daha da güçleniyor...
teşekkürler mayacımmm...