18 Kasım 2009 Çarşamba

Ayraç



Bugün Kasımın 18i
Seni ilk sevdiğimle aynı zaman
Sonbahar
Hala aynı mevsim
Dışarıdaydım
O kadar çok yaprak birikmişti ki yerde
Sarı kahverengi yeşilsiz ve kuru
Basıp basıp yürüdüm yine
Çıtırtılarını dinledim
Bilirsin klasiktir bu
Sonbaharın klasiği
Nasıl düştünse içime hala öylesin
Daha da çoğalmakta belki
Durana kadar buradayım
Bu mevsim geçip yeniden gelinceye kadar

Çıkamadığımız hayat
Fotoğraflarda gördükçe içime bir şey oturan kolye
İmkânsızlık
Düşüncelerin
Olmazların
Art arda
Ne seni ne kendimi düşünüyorum
Tutunduğun hayatı düşünüyorum
Ben kendi yarattığım dünyada seni yaşıyorum
Her yönüyle
Sen kendi inandıklarınla her şeyi içine alıyorsun

Okumaktan sıkılmadığım kitap gibisin
Sayfalarının altını çizdiğim
 Kimi cümlelerinde kana kana ağladığım
Kimisi canımı yakan
Güldüren kimi
Ama ne olursa olsun
Hep yanımda tutmak istediğim kitapsın sen
Sayfa sayın belirsiz
Şimdi eski sayfalarını karıştırıyorum senin
Zaman öyle bir ayraç koymuş ki aramıza
Açmaya elin varmıyor kaldığımız yeri…
Gücümüz yetmiyor buna...
Hani soruyorsun ya nasılsın diye
Hiç iyi değilim aslında


6 yorum:

beyazmavi dedi ki...

araya giren ayraç
kıtaları birbirinde ayıran okyanus gibi olsa bile, farklı kıtalarda da olsa mesafe sıfır olabilir.

yan yana iken erişememek de mümkün.

seviyorsun.seviyor.
dilerim yürür.

şunu oku:

beyazmavi dedi ki...

şu:

bütün ayraçları kaldırdın ama unuttuğun
bir şey vardı yine de, çiçekleri sulamadın
gökyüzü sarardı o zaman bulutlar kirlendi
ve ne kadar az konuşur olduk günboyu
birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
tam da susuşların birbirine eklendiği yerde
ezberlenecek hiçbir şey yok bu dünyada
kirletilmemiş bir bulut bile yok artık
böyle diyorsun her yolculuğa çıkışımda
yaşadığın kent de sana benziyor gitgide
ne zaman dönmeyi düşünsem yangın çıkıyor
ya da erteletiyorum biletimi son anda
uzun bir sessizlik oluyorsun dağlara baksam
karşılıksız mektuplar kadar burkuluyor kalbin
yazdığım şiirler de canımı sıkıyor artık
fotoğraflarımı yırtıp atıyorum tek tek
ve ben bütün yapraklarımı döküyorken şimdi
eylül diyorsun, tam da orda başlıyor ayrılık
üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için
uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara
kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr
parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada
tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı
ve gelirken havaya uçurmak bindiğin otobüsü
birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
tam da çiçeklerin sulanmadığı yerde
konuşacak bir şeyler bulamıyorsak günboyu
derim ki ayrılık gündemdedir ne yapılsa
ve sen bütün ayraçları kaldırdığını sanmıştın
ama unutmuşsun yine de ayrılık ayracını

A. Telli

beyazmavi dedi ki...

bilirim geri gelmezler ama en güzel günleri doyrlar hayatımın;evet geri gelmez güzel olan ne varsa, zaman bazı şeyleri tüketir, tükenmeyenler güzel anı olarak kalır ve kanatır; keşke üç moldavyalı beş ukraynalı 4 kübalı ile bassaydın veya nefret etseydin;ki acı veren nefret edememek,acı veren arafta kalması duyguların,sınırlarda kendini tekrarlaması...

mutlu ol
mutlu olsun
mutlu olun

beyazmavi dedi ki...

aşıksın
aşık
aşk olsun derler ya,aşk zor be esin.kendine hayata bahçelerine iyi bak

morkedi dedi ki...

şiiri sevdim...
teşekkür ederim...

beyazmavi dedi ki...

teoman oğul,anne ben geldim çalıyor.
şiiri sevmene sevindim, ahmet telli insan olduğu için duygulara insana dair duruyazıyor,içten.
hoşçakal